Pazartesi, Aralık 09, 2013

He just wanted a decent book to read...

Son zamanlarda, herkesin okuduğu yazar ve kitapları ile ilgili bir şeyler yazmak istedim. Yazarımız; John Green.

Kendisini aslında iyi kötü birkaç senedir biliyorum. Kendisinin tumblrına bakmışlığım, gift-setlerine denk gelmişliğim var. Fakat kitapçılarda, "Yeni Çıkanlar" ve "Çok Satanlar" kısmında görünceye kadar bir kitabını alıp okumak pek aklıma gelmedi. 

Bütün kitaplarını okumayı bitirip, çok sevince, kendisi hakkında bir şeyler yazmak istedim. Kitapları okuduktan sonra John Green'in gerçekten 1. çok akıcı bir yazı dili var 2. ana karakterlerin arkadaşları hep ilginç tipler oluyor 3. kitaplarındaki alıntıları o kadar iyi seçiyor ki, insanda o kitabı da okuma isteği verdiğini fark ettim.

First friend, first girl, last words.

★★★★★

İlk okuduğum kitap "Alaska'nın Peşinde" oldu. Kitabın, XXX Gün Önce ve Sonra olarak iki bölüme ayrıldığını görünce, "Sonra" kısmının Alaska ve Miles'ın ilişkilerinin başladığı bölüm olarak düşünmüştüm. Bu yüzden kitabın gidişatının beni oldukça şaşırttığını söylemeliyim. Kitap kısaca; ünlü insanların ölmeden önce söyledikleri "son sözleri" ezberleyen Miles'ın yatılı bir okula kayıt olup, ilk arkadaşını, ilk aşkını ve hayatın gizemini anlamaya çalışmasını anlatıyor. 


"How do you get out of the labyrinth of suffering? - 'Straight and fast'"



The World is not a Wish-Granting factory. 

★★★★★

John Green'in en son ve en popüler kitabı "Aynı Yıldızın Altında." Ben rahatsızlık, hastalık tarzı şeyler hakkında konuşmaktan ve dinlemekten hiç haz almam. Bu yüzden kitap ilk bölümden Hazel'in kanser hastalığıyla başlayınca, ben bu kitabı okuyamam sanırım diye düşündüm. Fakat ilk bölüm dışında, karakterlerin rahatsızlığı hakkında çok fazla şey söylenmiyor. Kitap aslında, her şeye rağmen oldukça tatlı ve okurken insanı çok imrendiriyor. Hiç beklenmedik sonundan bahsetmiyorum bile. Kitabı bitirirken gözlerim doldu şahsen.

Dip not olarak, kitabın filme uyarlandığını da söyleyeyim. John, twitterından sürekli olarak filmin setlerinden fotoğraf paylaşıyor.
                                                             "Okay?" - 'Okay.' "



                                            
I go to seek a great perhaps. 

★★★

Açıkcası ben bu kitabı pek sevemedim. Okurken bana sürekli "Looking for Alaska'yı" hatırlattığından dolayı mı yoksa kitabın sonunun beni pek tatmin etmemesinden dolayı mı bilmiyorum. Fakat, okurken sıkılmadım. Özellikle araba yolculuğu yaptıkları kısımlar oldukça eğlenceliydi. Quentin'in küçüklüğünden beri hayran olduğu göz kamaştırıcı Margo birden ortadan kaybolur. Margo, Quentin'e kendisini bulması için küçük bir ipucu bırakır. Bu ipucundan yola çıkarak Margo'yu aramaya başlayan Quentin, Margo'nun aslında bildiği gibi biri olmadığını fark etmeye başlar. Kitap, Quentin'in Margo'yu arayışını anlatıyor.
Benim için bu kitabın yıldızı Radar ve ailesidir.


"if you don't imagine, nothing ever happens at all."


Will Grayson, meet Will Grayson.

★★★★

Will Grayson kitabını Jon Green ve David Levithan birlikte yazmışlar. The Other Will Grayson, John Green, Will Grayson ise David Levithan tarafından yazılmış sanırım. Adından da anlaşılabileceği gibi isimleri aynı olan fakat çok farklı hayatlar yaşayan iki Will'in birbirleriyle tanışmasını ve bu tanışmanın hayatlarına iyi kötü etkilerini anlatıyor kitap. 

Kitap aslında Will Grayson'ların tanışmasına kadar oldukça sıkıcı ilerliyor ki bu beş ya da altıncı bölüme denk geliyor ve bana göre oldukça ucu açık ve yarım bir şekilde bitiyor.

Özellikle daha 50 sayfa kaldı sanırken, kitabın birden bitmesine oldukça uyuz oldum. Son sayfalarda "The Fault in Our Stars'ın" ilk bölümü ve David ile John'un kitap ile ilgili yazışmaları varmış. 

Yazışmalarında, hayatları boyunca karşılaştıkları adaşları ve bu adaşların hayatlarını nasıl etkilediklerini anlatmışlar. Bence, her şeye rağmen, okumaya değer bir kitaptı.

"When I was little my dad used to tell me, 'Will, you can pick your friends and you can pick your nose but you cant pick your friend's nose.'"



19 Katherines and counting...

★★★★★

Bu kitabı elime ilk alıp içindeki matematiksel grafikleri görünce okumaya korkup, en sona bırakmıştım. Sanırım okurken en çok güldüğüm kitap buydu.

Colin, hayatının Eureka anını bekleyen zeki/dahi/akıllı bir çocuktur. (kendine sorsanız hiçbiri değil.) Ve hayatı boyunca 19 tane Katherine isimli kızla çıkmıştır, hepsi tarafından da terk edilimiştir.
Katherine XIX. tarafından terk edilince, hayata küsen Colin'in imdadına arkadaşı Hassan yetişir. 

Hassan ile birlikte küçük bir araba yolculuğuna çıkan Colin, bir daha terk edilmemek için; bir ilişki kuramı keşfetmeye çalışır. Colin'e göre, kişilerin yaşı/statüsü/kültürü gibi veriler kullanarak ilişkinin süresi ve kimin, kimi terk edeceğini öngörmek mümkündür.

Colin'in bulduğu formül şöyle:



Kitap okuması çok zevkli bir kitap, her ne kadar matematiksel dialogları pek anlamamış olsam da okurken çok güldüm. Bu kitap sadece Hassan karakteri için bile okunur. Özellikle bir ara kendine "Daddy" zamiri ile hitap etmeye başlayınca kahkayı bastım. Herkese tavsiye ederim.

Seneyi de aslında kısmen, John Green ile kapamış oldum. En sona onun kitaplarını bırakmıştım okumak için ^^

Geriye John Green'in yazacağı yeni kitabı beklemek kaldı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder