Cuma, Şubat 28, 2014

Ayakashi: Japanese Classic Horror | YF Blog Tur


Anime Adı: Ayakashi: Japanese Classic Horror

Tür: Tarihi, Korku, Fantastik

Yazar: Chiaki Konaka



Japon Kültürünün üç farklı korku hikayesini anlatan seride; Kocası tarafından aldatılan eşin, ölümden sonra bile intikam arayışını anlatan “Yotsuya Kaidan”, bir Tanrıça ile insanın yasak aşkını anlatan “Tenshu Monogatari” ve bir aileye kin duyan gizemli bir kedinin hikayesi “Bakeneko” hikayelerine yer verilmiş.




Evet, bir başka tur ile beraberiz. Yazıma ilk olarak bizimkilerden özür dileyerek başlamak istiyorum. Bu seriyi ben BakaBT'nin freeleech döneminde tamamen Mononoke için izleme liseteme aldıydım. Bizimkiler tur için ne yapalım dediklerinde, önerdim herkes aa ilginçmiş diyerek kabul etti. ldkhglkdghsldfkhglskdf.

Neyse efendim. Serinin adı Klasik Japon Korku Hikayeleri olsa da, hikayede pek korku yok. İlk hikaye tam bir çin işkencesiydi. Gerek çizimler olsun, gerek hikaye olsun gerekse, arada "URAMESHII YO, IEMON-DONO" diye bağıran Oiwa olsun. 

Sanırım bu ilk hikaye için bütçe bulamamışlar. Bütün çizimler yakın plan, doğru düzgün arka plan falan yok haraketler bir garip. Oiwa'nın ölümü de o kadar dandikti ki... İzlerken o kısma pek bir güldüm. Bu hikayedeki tek anlam veremediğim şey fareler oldu. Kimsede çıkıp demedi, bu farelerde bi gariplik var diye. Hikayedeki herkesi bi Iemon-dono bi de fareler öldürdü. Bir ara hikayenin sonuna doğru bir de yaşlı bir amca çıktı onun durumuna ise ayrı bi anlam veremedim. lkghsdlfkghlsdkfhg

İkinci hikayeyi sanırım bir ara okumuştum ya da biri anlatmıştı izlerken bana çok tanıdık geldi çünkü. Neyse. İkinci hikayenin, birinci hikayeden daha iyiydi çizimler falan daha bi mantıklıydı. Azıcık özen göstermişler belliydi. Prensesin insan olmadığı elli metre uzaktan belliyken, herifin bu yarı tanrıyı insan sanmasına pek anlam veremedim. Bir aşk üçgeni, ispanyol pembe dizilerine taş çıkaracak bir senaryo. Yalnız, bu hikayenin sonuna pek anlam veremedim. Burda da ölen ölene, falan. Ayrıca, resmen kadının kıskançlığı savaç çıkardı ya inanamadım o zaman insanların çok boş vakti varmış sanırım.

Üçüncü hikaye serideki en izlenebilir hikayeydi bence. Gerçi hikayedeki renkler ve desenler resmen insana beyin felci geçirtecek derecede olsa da... Ayrıca, Sakurai Takahiro yani. Gerçi bu hikayeyi de pek anlamadım. Kedinin derdi neymiş, aile kediyi neden sevmiyormuş falan çok havada kaldı gibi geldi bana. Bir de dialoglar çok tekrarlıyordu kendini. Bilmiyorum bir hayal kırıklığı yaşamadım değil. O kadar Mononoke diye beklerken. Ayrıca, bu hikayede de garip fare unsuru vardı. Gene pek anlam veremedim buna mesela.

Sonuç olarak, pek izlemeye değmeyecek bir seriymiş. Vasatın altı, derim ben.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder